Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2017/2985 E., 2018/2172 K. sayılı kararında, örgüt üyeliği suçunun 'mütemadi (kesintisiz) suçlardan olması nedeniyle hukuki ve fiili kesintiyle sona ereceği, kesinti tarihinin suç tarihi olduğu' belirtilmiştir. Mütemadi suçlarda iddianame düzenlenmesinin 'hukuki kesinti' yaratması, dava zamanaşımı ve aynı sanık hakkında birden fazla iddianame düzenlenebilmesi açısından ne gibi sorunlara yol açabilir?
Örgüt üyeliği gibi mütemadi suçlarda, suç fiili devam ederken iddianame düzenlenmesi 'hukuki kesinti' yaratır. Bu durumun önemli sonuçları vardır: 1) **Dava Zamanaşımı:** Hukuki kesinti anından (iddianamenin düzenlendiği tarih) itibaren dava zamanaşımı işlemeye başlar. Eğer yargılama uzarsa ve temadi de (örneğin sanık yakalanmadığı için) devam ederse, suçun bir kısmı zamanaşımına uğrayabilirken, devam eden kısım için yeni bir değerlendirme gerekebilir. Bu, karmaşık bir durum yaratır. 2) **Mükerrer İddianame Sorunu:** Eğer sanık iddianame düzenlendikten sonra da örgütsel faaliyetlerine devam ederse (fiili kesinti olmazsa), bu devam eden eylemler için ayrı bir suç oluşup oluşmadığı ve yeni bir iddianame düzenlenip düzenlenemeyeceği tartışmalı hale gelir. Yargıtay kararında da değinildiği gibi, bu durum aynı sanık hakkında çok sayıda iddianame düzenlenmesine ve davaların karmaşıklaşmasına yol açabilir. Kararda, özellikle yakalanmayan ve örgütsel faaliyetlerine devam eden şüpheli hakkında iddianamenin iadesinin daha uygun olabileceği, aksi takdirde usul ekonomisi ve maddi gerçeğe ulaşma açısından sorunlar yaşanabileceği belirtilmiştir. CMK m.247 vd. kaçaklık hükümleri de bu bağlamda devreye girebilir.