Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2019/654 E., 2020/441 K. sayılı kararında belirtilen FETÖ/PDY'nin 'atipik/sui generis bir terör örgütü' olarak nitelendirilmesi ne anlama gelmektedir ve bu 'atipik' yapı, TCK m.314'teki klasik silahlı örgüt unsurlarının (hiyerarşi, silahlı olma, amaç suçlar) tespitinde ne gibi zorluklar veya farklı yaklaşımlar gerektirebilir?
FETÖ/PDY'nin 'atipik/sui generis' (kendine özgü, benzeri olmayan) bir terör örgütü olarak nitelendirilmesi, onun bilinen terör örgütü modellerinden (örneğin, doğrudan silahlı çatışmayı ana yöntem olarak benimseyen, açıkça yasa dışı olduğunu ilan eden örgütlerden) farklı özellikler taşıdığını ifade eder. Bu atipik yapı, TCK m.314 unsurlarının tespitinde bazı zorluklar ve farklı yaklaşımlar gerektirebilir: 1) **Hiyerarşi:** FETÖ/PDY'nin hücre tipi yapılanması, gizliliğe verdiği aşırı önem ve sivil görünümlü legal yapılarla iç içe geçmiş olması, hiyerarşik bağların ve emir-komuta zincirinin tespitini zorlaştırabilir. Klasik örgütlerdeki gibi açık askeri bir hiyerarşi yerine, 'abi-abla' sistemi gibi daha örtük ve sivil görünümlü bir hiyerarşi söz konusudur. 2) **Silahlı Olma:** Örgütün kendisi doğrudan silahlı bir birlik gibi görünmese de, devletin silahlı güçlerine (TSK, Emniyet) sızmış mensupları aracılığıyla silahlara tasarruf etme ve bunları örgüt amaçları için kullanma kapasitesi (15 Temmuz'da görüldüğü gibi) 'silahlı olma' unsurunu karşılar. Bu, dolaylı bir silahlı olma durumudur. 3) **Amaç Suçlar:** Örgütün nihai amacı devleti ele geçirmek ve anayasal düzeni değiştirmek olsa da, bu amaca ulaşmak için kullandığı yöntemler (eğitim, medya, sivil toplum faaliyetleri gibi legal görünümlü araçlar) ilk bakışta terör eylemi gibi görünmeyebilir. Amaç suçların (TCK m.309, 311, 312 vb.) işlenmesine yönelik hazırlık ve sızma faaliyetlerinin, bu atipik yapı içinde değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle yargı, FETÖ/PDY davalarında bu örgütün kendine özgü yapısını ve işleyişini dikkate alarak delilleri değerlendirmektedir.