YCGK 2019/457 E., 2021/103 K. sayılı kararında, iddianamenin kabulünden sonra mahkemenin duruşma açmaksızın tensiben 'karar verilmesine yer olmadığına' karar vermesi eleştirilmiştir. Bu tür bir kararın CMK m.223'te sayılan hüküm türleri arasında yer almamasının ve temyiz kabiliyetinin olmamasının gerekçeleri nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278249

YCGK kararı, iddianame kabul edilip kovuşturma evresine geçildikten sonra mahkemenin duruşma açarak CMK m.223'te sınırlı olarak sayılan hüküm türlerinden (beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi veya düşmesi) birini vermesi gerektiğini vurgular. 'Karar verilmesine yer olmadığına' şeklinde bir karar, CMK m.223'te tanımlanan bir hüküm türü değildir. Tensiben, yani duruşma açılmadan ve deliller tartışılmadan bu şekilde bir karar verilmesi, kovuşturma evresinin temel prensiplerine (doğrudanlık, sözlülük, yüz yüzelik, çelişmeli yargılama) aykırıdır. Bu tür bir karar, uyuşmazlığın esasını çözmediği için hüküm niteliği taşımaz. Hüküm niteliği taşımayan bir karar da kural olarak temyiz edilemez (CMUK m.305, CMK m.286). Yargıtay'ın temyiz incelemesi yapabilmesi için öncelikle ortada hukuken geçerli bir hüküm veya kanunun açıkça temyiz yolunu açtığı bir karar bulunmalıdır. 'Karar verilmesine yer olmadığı' kararı bu nitelikte olmadığından, Özel Dairece temyiz incelemesine konu edilemeyeceği ve bozma kararı verilemeyeceği belirtilmiştir. Ancak bu durum, davanın zamanaşımı süresi içinde yeniden ele alınıp CMK m.223'e uygun bir hüküm kurulmasına engel değildir.