Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 2017/4689 E. sayılı kararında, AİHM Hun-Türkiye davasına atıfla, 'sanık suç işleme potansiyeline sahip bir kişi olsa bile somut olayda görevlinin müdahalesinden önce failin suç işleme hazırlığında olduğunun başka delillerle desteklenmesi gerekir' denilmektedir. Bu ilkenin CMK m.160(2)'deki 'şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplama' yükümlülüğü ile bağlantısı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278237

Bu ilke, özellikle gizli soruşturma yöntemlerinin kullanıldığı durumlarda, kolluğun 'kışkırtıcı ajan' rolüne bürünmesini engellemeyi amaçlar. Eğer bir kişi, kolluk müdahalesi olmasaydı o suçu işlemeyecek idiyse veya suç işleme hazırlığı içinde olduğuna dair bağımsız deliller yoksa, kolluğun müdahalesiyle işlenen suçtan dolayı mahkumiyet adil yargılanma hakkını ihlal edebilir. CMK m.160(2) Cumhuriyet savcısına ve dolayısıyla emrindeki kolluğa, şüphelinin sadece aleyhine değil, lehine olan delilleri de toplama yükümlülüğü getirir. 'Failin müdahale olmadan suçu işleyeceğinin başka delillerle kanıtlanması' gerekliliği, aslında şüphelinin lehine olabilecek bir durumun (kışkırtılma ihtimali) araştırılmasını ve bu yönde delil toplanmasını ifade eder. Eğer böyle bir hazırlık yoksa, bu durum şüphelinin lehinedir ve soruşturmada dikkate alınmalıdır.