Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2013/1766 E., 2014/5523 K. sayılı kararında, mutemetin sahtecilik eylemlerinin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığı neden tartışılmıştır? Zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçları arasındaki ilişkiyi açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278200

Kararda, Halk Eğitim Merkezi'nde mutemet olarak görev yapan sanığın, kadrosuz usta öğreticilerin ek ders ve bazı öğrencilerin ücretleriyle ilgili tahakkuk evraklarında bilgisayar sistemi üzerinde usulsüz işlemlerle kesintiler yapması eylemi incelenmiştir. Yargıtay, bu eylemin 765 sayılı TCK'ya göre nitelikli zimmet suçunu, 5237 sayılı TCK'nın 247/2. maddesi kapsamında ise eyleminin ortaya çıkmasını engellemeye yönelik hilenin unsuru kapsamında bulunduğunu belirtmiştir. Önemli nokta şudur: 'Yasanın aradığı anlamda sahte belgelerin söz konusu olmadığı' ve bu nedenle 'yazılı şekilde ayrıca kamu görevlisinin zincirleme şekilde resmi belgede sahteciliği suçundan da mahkumiyet hükmü kurulmasının' hatalı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu karar, zimmet suçunu gizlemek için yapılan sahteciliğin her zaman ayrı bir 'resmi belgede sahtecilik' (TCK 204) suçunu oluşturmayabileceğini gösterir. Eğer sahtecilik eylemi, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik 'hileli davranış' niteliğindeyse, bu durum nitelikli zimmet suçunun (TCK 247/2) bir parçası olabilir. Ancak, sahteciliğin yasal anlamda 'belgede sahtecilik' suçunun unsurlarını oluşturup oluşturmadığı, özellikle belgenin maddi varlığı ve hukuki geçerliliği açısından titizlikle değerlendirilmelidir. Yargıtay bu durumda ayrı bir sahtecilik suçunun oluşmadığına karar vermiştir.