TCK Madde 94'teki 'işkence' suçunun Uluslararası İnsan Hakları Hukuku'ndaki 'mutlak yasaklama' prensibiyle ilişkisini açıklayınız. Hiçbir istisnai durumun, işkencenin uygulanması için gerekçe gösterilemeyeceği ilkesi Türk hukukunda nasıl yer almaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278190

İşkence, uluslararası insan hakları hukukunda 'mutlak yasaklama' prensibine tabidir. Bu, hiçbir koşul altında (savaş, olağanüstü hal, terör tehdidi vb.) veya hiçbir gerekçeyle (bilgi alma, cezalandırma, ayırımcılık yapma) işkenceye başvurulamayacağı anlamına gelir. Bu prensip, Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmesi'nin 2. maddesinde açıkça belirtilmiştir: 'Hiç bir istisnai durum, ne harp hâli ne de bir harp tehdidi, dahili siyasî istikrarsızlık veya herhangi başka bir olağanüstü hâl, işkencenin uygulanması için gerekçe gösterilemez.' Aynı madde, 'Bir üst görevlinin veya bir kamu merciinin emri, işkencenin haklılığına gerekçe kabul edilemez' hükmünü de içerir. Türk hukukunda bu mutlak yasaklama, Anayasa'nın 17/3. maddesi ('Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz') ve TCK 94'ün gerekçesiyle paralel olarak yer almıştır. TCK 94'ün 6. fıkrasındaki 'zamanaşımı işlemez' hükmü de bu mutlak yasağın bir yansımasıdır; zira işkence suçlarının cezasız kalması engellenir. Bu, Türk hukuk sisteminin uluslararası insan hakları standartlarına tam uyumunu gösterir.