5271 sayılı CMK'nın 117. maddesi ve genel olarak koruma tedbirleri açısından 'görünüşte haklılık' ve 'ölçülülük' ilkelerinin bir arada bulunmasının önemi nedir? Bu ilkelerin ihlalinin hukuki sonuçlarını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278141

Arama gibi koruma tedbirleri, çoğu zaman henüz bir suçun işlenip işlenmediği veya şüpheli tarafından işlendiği sabit olmadığı halde, temel hak ve hürriyetlere geçici müdahale gerektirir. Bu nedenle, 'görünüşte haklılık' ve 'ölçülülük' ilkelerinin bir arada bulunması elzemdir. 1. **Görünüşte Haklılık:** Bir hakkın tehlikede olduğunu gösteren olayların varlığını gerektirir. Yani, aramanın bir dayanağı, bir şüphe veya olayın varlığı olmalıdır (örneğin, suç delillerinin orada bulunduğuna dair somut olgular). Bu, keyfi müdahaleyi engeller. 2. **Ölçülülük:** Tedbirin izlenen meşru amaca ulaşmak için gerekli ve orantılı olmasını, kişilere 'ölçüsüz bir yükümlülük' getirmemesini ifade eder. Arama, amaca ulaşmak için en hafif müdahale olmalı ve amacı aşmamalıdır. Bu iki ilkenin bir arada bulunmaması veya ihlali, arama tedbirinin hukuka aykırı olmasına yol açar. Hukuki sonuçları şunlardır: elde edilen deliller 'hukuka aykırı delil' sayılır (Anayasa m.38/6) ve hükme esas alınamaz (CMK m.217/2, 206/2-a). Bu, adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden biridir ve kamu gücünün sınırlandırılmasında hayati rol oynar (Yargıtay CGK 2016/760 E., 2017/138 K. gerekçesi).