5237 sayılı TCK Madde 247'ye göre 'zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlar' (nitelikli zimmet) ile 'hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma' (TCK 155) suçları arasındaki temel fark nedir? Bu ayrımın önemi nedir?
Bu iki suç arasındaki temel fark, failin suç konusu mal üzerindeki hukuki ilişkisidir. Zimmet (TCK 247), failin (kamu görevlisi) görevi nedeniyle kendisine 'zilyetliği devredilmiş' olan veya 'koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu' malı zimmetine geçirmesidir. Yani mal, zaten failin yasal hakimiyeti altındadır. Nitelikli zimmette hile, bu hakimiyet altındaki malın zimmete geçirildiğini gizlemeye yöneliktir. Hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma (TCK 155), failin bir hizmet ilişkisi çerçevesinde kendisine 'tevdi olunan' veya 'muhafaza ve denetiminde olan' malı kötüye kullanmasıdır. Burada fail kamu görevlisi olmak zorunda değildir ve mal üzerindeki hakimiyet genellikle zimmetteki gibi yasal bir zilyetlik veya koruma/gözetim yükümlülüğünden ziyade, hizmet ilişkisinden doğan bir 'emanet' ilişkisine dayanır. Önemli olan nokta, mal üzerinde 'yasal tevdi' unsurunun oluşup oluşmadığıdır. Yargıtay 5. CD 2014/10470 K. sayılı kararında mübaşirin yetkisiz para çekmesi olayı zimmet değil, güveni kötüye kullanma olarak vasıflandırılmıştır; zira mübaşirin parayı çekme yetkisi olmadığı için 'yasal tevdi' unsuru oluşmamıştır. Bu ayrım, suçun vasfını ve uygulanacak ceza hükmünü doğrudan etkiler.