Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2015/6247 E., 2016/4998 K. sayılı kararında, kamu görevlisinin zimmet mi yoksa nitelikli dolandırıcılık mı işlediğinin belirlenmesinde hangi kriterler esas alınmıştır? Bu ayrımın önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278128

Kararda, muhasebe yetkilisi olarak görev yapan sanığın, Köylere Hizmet Götürme Birliği'ndeki görev ve yetkilerinin kapsamının ne olduğu, tek başına kendi imzasıyla gönderme emri, para aktarımı veya ödeme yapma yetkisinin bulunup bulunmadığı sorgulanmıştır. Yargıtay, eğer sanığın bu işlemleri harcama yetkilisinin onayı olmadan 'tek başına yapabilme yetki ve görevinin varlığı halinde' eylemlerinin 'zincirleme biçimde nitelikli zimmet' suçunu oluşturacağını; 'aksi halde' ise 'zincirleme biçimde nitelikli dolandırıcılık' suçunu oluşturacağını belirtmiştir. Bu ayrımın önemi şudur: Zimmet (TCK 247), failin görevi nedeniyle kendisine 'tevdi edilmiş' veya 'koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu' malı zimmetine geçirmesidir. Dolandırıcılık (TCK 157) ise, hileli davranışlarla bir kişiyi aldatarak kendi veya başkasının yararına haksız bir menfaat temin etmesidir. Zimmette mal zaten failin hakimiyetindedir, dolandırıcılıkta ise hile ile mağdur kandırılarak mal elde edilir. Dolayısıyla, failin mal üzerindeki 'yasal tevdi' veya 'koruma yükümlülüğü' olup olmadığı, suç vasfı açısından kritik bir belirleyicidir ve bu hususta eksik inceleme bozma nedenidir.