Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/10622 K. sayılı kararında, mübaşir tarafından gerçekleştirilen eylemin zimmet mi yoksa hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçu mu olduğu nasıl belirlenmiştir? Bu ayrımın temelini oluşturan hukuki prensibi açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278097

Kararda, Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde mübaşir olarak görev yapan sanığın, diğer mahkemeler tarafından gönderilen bilirkişi ücretlerini PTT'den çekmekle görevlendirilmesinin yasal olarak mümkün olmadığı belirtilmiştir. Yargıtay, bu durumda sanığın eyleminin 'zimmet suçunun yasal tevdi unsurunun oluşmamasına' bağlı olarak 'hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçu' niteliğinde kaldığına hükmetmiştir. Bu ayrımın temel hukuki prensibi, zimmet suçunun oluşumu için malın 'görevi nedeniyle zilyetliğine devredilmiş' veya 'koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu' bir mal olmasıdır (TCK 247/1). Eğer kamu görevlisinin görevi gereği mal üzerinde böyle bir zilyetlik veya koruma/gözetim yükümlülüğü yoksa, ancak hizmet ilişkisi dolayısıyla kendisine emanet edilen malı kötüye kullanmışsa, eylem güveni kötüye kullanma suçu (TCK 155) kapsamında değerlendirilir. Mübaşirin bu parayı çekme yetkisi ve görevi olmadığı için 'yasal tevdi' unsuru oluşmamıştır.