Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2017/3530 K. sayılı kararında, sanığın eyleminin hem hırsızlık hem de konut dokunulmazlığını ihlal suçunu oluşturduğu bir durumda, mahkemenin suç vasfında düştüğü yanılgıyı fikri içtima (TCK 44) prensibi bağlamında değerlendiriniz.
Kararda sanığın, mağdurenin evine geceleyin girip cep telefonunu alması, sonra tekrar girip tehdit etmesi ve para çalması eylemleri bir bütün halinde 'silahla, geceleyin, konutta yağma' suçunu oluşturduğu belirtilmiştir. Mahkeme ise suç vasıflandırmasında yanılgıya düşerek yağma ve tehdit suçlarından beraat, bina dahilinden hırsızlık ve geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından mahkumiyet kararı vermiştir. Yargıtay, bu durumu 'suç vasıflandırmasında yanılgıya düşülerek birbiriyle örtüşmeyecek kabul ve gerekçe ile' karar verilmesi olarak değerlendirmiştir. Fikri içtima (TCK 44) prensibi, işlediği tek bir fiille birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişinin, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılmasını öngörür. Ancak burada, eylemlerin niteliği itibarıyla (zorla alma, konuta girme, tehdit) aslında yağma suçunun (TCK 149) tüm unsurlarını barındırdığı ve yağmanın konut dokunulmazlığını ihlal veya hırsızlığı kendi içinde barındıran bileşik bir suç olduğu (TCK 42) göz önüne alındığında, ayrı ayrı suçlardan hüküm kurulması hatadır. Yargıtay, bu eylemlerin tek ve ağır suç olan yağma olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.