Bir Köylere Hizmet Götürme Birliği'nde muhasebe yetkilisi olarak görev yapan sanığın, harcama yetkilisinin onayı olmadan birlik hesabından para aktarma yetkisi yoksa, sahte belgelerle yaptığı aktarımlar zimmet suçunu mu yoksa nitelikli dolandırıcılık suçunu mu oluşturur? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2016/5247 E., 2016/4998 K. sayılı kararında suç vasfının belirlenmesi için hangi unsurun araştırılması gerektiği belirtilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #278016

Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, suç vasfının doğru bir şekilde belirlenebilmesi için sanığın 'görev ve yetki' kapsamının, yani 'yasal tevdi' unsurunun net bir şekilde araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Zimmet suçunun (TCK m. 247) oluşabilmesi için, malın zilyetliğinin kamu görevlisine 'görevi nedeniyle' devredilmiş olması veya bu mal üzerinde 'koruma ve gözetim yükümlülüğü'nün bulunması şarttır. Eğer muhasebe yetkilisinin, harcama yetkilisinin onayı olmadan tek başına para aktarma veya ödeme emri düzenleme yetkisi varsa ve bu yetkiyi kullanarak parayı mal edinmişse, eylem zimmet suçunu oluşturur. Ancak, böyle bir yetkisi yoksa, yani malın zilyetliği kendisine devredilmemişse ve sadece hileli hareketlerle (sahte belgelerle) kurumdan para çıkışını sağlamışsa, bu durumda eylem 'kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık' (TCK m. 158/1-e) suçunu oluşturacaktır. Bu nedenle Yargıtay, öncelikle sanığın görev ve yetki kapsamının netleştirilmesi için eksik incelemenin giderilmesini ve suç vasfının buna göre belirlenmesini istemiştir.