Bir davada, davalı vekilinin süresi içinde verdiği cevap dilekçesinde takas-mahsup def'inde bulunmaması, ancak yargılamanın ilerleyen bir aşamasında bu definin ileri sürülmesi durumunda, bu definin dikkate alınabilmesi için davacının nasıl bir tavır sergilemesi gerekir? (Yargıtay 3. HD, 2015/16114 E., 2017/4393 K.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #277875

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında belirtildiği üzere, takas-mahsup defi, esasa cevap süresi geçtikten sonra ileri sürüldüğünde 'savunmanın genişletilmesi' anlamına gelir. Bu definin mahkemece dikkate alınabilmesi için, HMK m. 141 uyarınca karşı tarafın (davacının) buna 'açıkça muvafakat' etmesi gerekir. Kararda, eğer davacı, bu genişletmeye hemen itiraz etmez, suskun kalır ve hatta genişletilen savunmaya yönelik cevaplar verirse, savunmanın genişletilmesine 'zımnen muvafakat' etmiş sayılacağı ve bu durumda definin dikkate alınacağı belirtilmiştir. Davacının, savunmanın genişletilmesine muvafakati olmadığını en geç, bu definin ileri sürüldüğü dilekçenin kendisine tebliğini izleyen ilk oturumda bildirmesi gerekir. Aksi halde, davalı yararına bir usuli kazanılmış hak doğar.