HMK m. 141 uyarınca, davacı tarafın süresi geçtikten sonra yaptığı zamanaşımı def'ine karşı suskun kalması, 6100 sayılı HMK döneminde bu definin geçerli sayılması için yeterli midir? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2015/4872 E., 2016/17687 K. sayılı kararında bu konuda eski ve yeni kanun arasında nasıl bir ayrım yapılmıştır?
Hayır, 6100 sayılı HMK döneminde davacının suskun kalması yeterli değildir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında bu ayrım net bir şekilde açıklanmıştır. 1086 sayılı HUMK döneminde, süresi geçtikten sonra yapılan zamanaşımı def'ine karşı davacı tarafın suskun kalması (hemen ve açıkça itiraz etmemesi) zımni muvafakat olarak kabul ediliyor ve defi geçerli sayılıyordu. Ancak 01.10.2011'de yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK, bu durumu değiştirmiştir. HMK m. 141/2 uyarınca, savunmanın genişletilmesi yasağının istisnası 'karşı tarafın açık muvafakati'dir. Dolayısıyla, yeni dönemde davacının sadece suskun kalması yeterli olmayıp, süresi dışında yapılan zamanaşımı def'ine 'açıkça muvafakat ettiğini' beyan etmesi gerekmektedir. Davacı muvafakat etmezse, süresinde yapılmayan zamanaşımı def'i dikkate alınmaz.