Davalı, süresinden sonra verdiği bir dilekçe ile yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinde bulunmuştur. Davacı bu taleplere açıkça muvafakat etmemiş ve davalı da ıslah yoluna gitmemiştir. Bu durumda mahkemenin bu talepler hakkında nasıl bir karar vermesi gerekir? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/21090 E., 2018/8866 K. sayılı kararına göre doğru usuli karar nedir?
Bu durumda mahkemenin, davalının yoksulluk nafakası ve tazminat talepleri hakkında 'karar verilmesine yer olmadığına' dair bir karar vermesi gerekir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında belirtildiği üzere, bu talepler süresinden sonra ileri sürülmüş olup, HMK m. 141 uyarınca savunmanın genişletilmesi yasağına tabidir. Davacının açık muvafakati olmadığı ve usulüne uygun bir ıslah işlemi de yapılmadığı için, bu taleplerin esasına girilerek incelenmesi mümkün değildir. Mahkemenin, bu talepleri esastan inceleyerek 'reddine' karar vermesi usulen hatalıdır. Çünkü bu, taleplerin usulüne uygun şekilde ileri sürüldüğü ancak esastan haklı bulunmadığı anlamına gelir. Doğru usuli karar, taleplerin süresinde ve usulüne uygun olarak ileri sürülmemesi nedeniyle esasa girilmeksizin 'karar verilmesine yer olmadığına' karar vermektir. Yargıtay, bu tür bir hatayı yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmü düzelterek onamıştır.