Bir polis memuru, gözaltına aldığı şüpheliye, sorgu sırasında aralıklarla tokat atar, hakaret eder ve yaklaşık bir saat boyunca tek ayak üzerinde durmaya zorlar. Şüphelinin bu eylemler sonucunda basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralanmaları olmuştur. Polis memurunun eylemi TCK kapsamında nasıl nitelendirilmelidir? Bu eylemin 'kasten yaralama' suçundan farkı nedir? Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2013/15223 E., 2014/7817 K. sayılı kararını referans alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #277809

Polis memurunun eylemi, TCK m. 94'te düzenlenen 'işkence' suçunu oluşturur. Her ne kadar yaralanmalar basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olsa da, işkence suçunun ayırt edici unsuru fiillerin 'sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde' işlenmesidir. TCK m. 94'ün gerekçesi ve Yargıtay içtihatlarına göre, işkencenin en önemli özelliği, süreklilik arz eden bir tarzda işlenerek kişinin psikolojisi, ruh sağlığı ve irade yeteneği üzerinde tahrip edici bir etki yaratmasıdır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2013/15223 E., 2014/7817 K. sayılı kararında, şikayetçiye suçunu söyletmek amacıyla tokat atılması ve ardından falakaya yatırılarak copla vurulmasının 'belli bir süreç içerisinde süreklilik gösteren ve dolayısıyla sistematik bir şekilde işlenen, insan onuru ile bağdaşmayan' bir davranış olduğu ve işkence suçunu oluşturduğu belirtilmiştir. Somut olayda da polis memurunun eylemleri anlık olmayıp, bir süreç içinde, sistematik olarak şüphelinin iradesini kırmaya ve onu aşağılamaya yönelik olduğundan kasten yaralama değil, işkence suçu oluşmuştur.