Anayasa Mahkemesi'nin, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 43. maddesindeki 'öğretmenlik kariyer basamakları'na ilişkin bazı hükümlerin iptal etmesinin, idari yargıda açılan davalar üzerindeki etkisi nedir? Özellikle 'branşlara göre kontenjan sınırlaması'nın yasal dayanağı kalıp kalmadığı nasıl değerlendirilmiştir?
Anayasa Mahkemesi'nin 21.05.2008 tarihli, E:2004/83, K:2008/107 sayılı kararı, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 43. maddesine 5204 sayılı Yasa ile eklenen, öğretmenlik kariyer basamaklarında yükselmeye ilişkin bazı ibare ve fıkraları iptal etmiştir. İptal edilen hükümler arasında 'sınava katılacaklarda aranacak en az çalışma süresi', 'uzman öğretmenlik veya başöğretmenlik için aranacak kıdem', 'branşlar temelindeki uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik sayıları' ile toplam serbest öğretmen kadrosu içindeki kontenjan oranları (%20 uzman öğretmen, %10 başöğretmen) yer almıştır. **İptal Kararının İdari Yargıdaki Davalar Üzerindeki Etkisi:** Danıştay 2. Daire'nin 24.02.2010 tarihli, 2008/4334 E., 2010/736 K. sayılı kararı, bu iptal kararının idari yargıda açılan davalar üzerindeki etkisini değerlendirmiştir. Davacının, yüksek lisans öğrenimi nedeniyle sınavdan muaf olmasına rağmen, kendi branşındaki kontenjan yetersizliği nedeniyle uzman öğretmenlik sertifikası alamamasına ilişkin işlemi iptal davasına konu olmuştur. * **Branşlara Göre Kontenjan Sınırlaması:** Danıştay, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonrasında, 'branşlara göre kontenjan sınırlaması getirilmesinin yasal dayanağının kalmadığını' belirtmiştir. Yani, kanuni dayanağı ortadan kalkan bir düzenlemeye dayanılarak tesis edilen idari işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. * **Hukuka Aykırılık Tespiti:** Mahkeme, davacının sınavdan muaf olanlar ve İmam Hatip Lisesi Meslek Dersleri alanı için belirlenen kontenjana giremediği gerekçesiyle tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmediği sonucuna ulaşmıştır. Bu durum, Anayasa'nın 153. maddesi gereği Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlayıcı niteliği ve hukuk devletinde hukuka aykırı işlem tesis edilemeyeceği ilkesinin bir gereğidir. Bu karar, Anayasa Mahkemesi'nin norm denetim kararlarının idari yargılamalar üzerinde doğrudan ve bağlayıcı bir etkisi olduğunu, iptal edilen kanun hükümlerine dayanılarak tesis edilen idari işlemlerin hukuka aykırı hale geleceğini göstermektedir.