HMK Madde 370'in 2. fıkrasında yer alan 'düzelterek onama' yetkisi, işe iade davalarında 'asıl işveren-alt işveren' ilişkisi kabul edilmesine rağmen hüküm fıkrasında hangi davalı nezdinde işe iadesine karar verildiğinin gösterilmemesi gibi durumlarda nasıl uygulanır?
HMK Madde 370'in 2. fıkrası, temyiz olunan kararın esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında veya açık ifade yanlışlıklarında hata edilmiş olmasından dolayı bozulması gerektiği ve yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, Yargıtay'ın kararı düzelterek onama yetkisini düzenler. **İşe İade Davalarında Uygulama:** Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 03.07.2017 tarihli, 2016/18435 E., 2017/11437 K. sayılı kararı, işe iade davalarında 'asıl işveren-alt işveren' ilişkisinin bulunduğu durumlarda bu yetkinin nasıl kullanılacağını göstermiştir. * **Hükmün Usulüne Aykırılığı:** Kararda, 'davalılar arasında asıl alt işveren ilişkisi kabul edilmesine rağmen ve bu nedenle Mahkemece, işe iadenin mali sonuçlarından davalıların müşterek ve müteselsil sorumlu tutulması ve gerekçe de alt işveren işyerine işe iadesinin belirtilmesi yerinde ise de, işe iade yönünden hüküm fıkrasında hangi davalı nezdinde işe iadesine karar verildiğinin hükümde gösterilmemesi hükmün infazında tereddüt yaratacağından usule aykırı olup...' denilmiştir. * **'Yeniden Yargılamayı Gerektirmeme' Şartı:** Bu tür bir eksiklik, kararın infazında tereddüt yaratmasına rağmen, esaslı bir hukuki yanlışlık veya delil değerlendirme hatası olarak görülmediği için 'yeniden yargılamayı gerektirmeyen' bir eksiklik olarak kabul edilmiştir. **Düzeltme Şekli:** Yargıtay, bu durumu HMK 370 ve geçici 3/1 maddesi yollamasıyla HUMK 436/2. maddesi uyarınca düzelterek onamıştır. Düzeltme, hüküm fıkrasındaki ilgili cümlenin değiştirilerek, işçinin 'alt işveren ... SAĞLIK HİZMETLERİ OTOMASYTON GIDA TEMİZLİK NAKLİYAT SAN. TİC. LDT. ŞTİ işyerindeki İŞİNE İADESİNE' karar verildiğini açıkça belirtecek şekilde yapılmıştır. Bu uygulama, HMK 370'in, kararların infazda sorun yaratmaması için hüküm fıkralarındaki belirgin eksikliklerin veya tereddüt doğuran ifadelerin Yargıtay tarafından doğrudan düzeltilerek yargılamanın hızlandırılmasına yönelik önemli bir araç olduğunu göstermektedir.