İYUK Madde 17'de yer alan 'Duruşma talebi, dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda yapılabilir' hükmüne rağmen, dava dilekçesinde duruşma istemi bulunmasına karşın duruşma yapılmaksızın karar verilmesi, Danıştay içtihatlarına göre ne gibi bir hukuki sonuç doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #277124

İYUK Madde 17'nin 3. fıkrası, duruşma talebinin açıkça 'dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda yapılabileceğini' belirtir. Bu hüküm, tarafların duruşma hakkını kullanma usulünü göstermektedir. Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre, İYUK Madde 17/1'de belirtilen duruşma yapılması zorunlu olan dava türleri ve miktarlar için, taraflardan birinin dava dilekçesinde duruşma talebinde bulunmasına rağmen mahkemenin duruşma yapmaksızın karar vermesi, ağır bir usul hatası teşkil eder. **Hukuki Sonuç:** Bu durum, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan 'Usul hükümlerine uyulmamış olunması' bozma nedeni kapsamında değerlendirilir. Danıştay 8. Daire'nin 17.01.2013 tarihli, 2011/9465 E., 2013/84 K. sayılı kararı bu durumu açıkça ortaya koymuştur. Kararda, 'Davanın incelenmesinden, davacının dava dilekçesinde duruşma istemi bulunmasına karşın, duruşma yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda; yasanın emredici kuralı gereği duruşma istemi dikkate alınarak; hakkın kullanımının sağlanması zorunlu olduğundan; duruşma yapılmaksızın verilen İdare Mahkemesi kararının, yasal zorunluluğun yerine getirilmemesi nedeniyle usul ve hukuka aykırı olduğu anlaşılmıştır' denilerek hüküm bozulmuştur. Bu içtihat, idari yargılama usulünde duruşma hakkının önemini ve bunun emredici bir yasal kural olduğunu vurgular. Duruşma hakkının ihlali, adil yargılanma hakkının da ihlali anlamına gelebileceğinden, kararın esasına bakılmaksızın usulden bozulmasını gerektiren bir durumdur.