Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, 'paylı mülkiyetteki fiili taksim' iddialarına yaklaşımı nedir? Özellikle tapuda kayıtlı bir taşınmazın fiilen taksim edildiği iddiasının tanık beyanlarıyla ispatı mümkün müdür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #277097

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.11.2018 tarihli, 2017/999 E., 2018/1757 K. sayılı kararı, tapuda kayıtlı taşınmazlarda 'fiili taksim' iddiasının ispatı konusunda katı bir yaklaşım sergilemektedir. **Temel İlke:** Türk Medeni Kanunu (TMK), taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasında 'tapu sicili' sistemini benimsemiştir (TMK m. 705, 997). Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, 'resmî şekilde' düzenlenmiş olmasına bağlıdır (TMK m. 706/1). Resmî senetler, Tapu Kanunu'na göre tapu sicil müdürü veya görevlileri tarafından tanzim edilir. **Fiili Taksim İddiasının İspatı:** Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, miras bırakanın sağlığında erkek çocukları arasında bir taşınmazın fiilen paylaştırıldığı ve belli bir bölümün davacıya verildiği iddiasının, resmî şekilde yapılan bir devir veya temlik işlemi bulunmadığı takdirde, tanık beyanlarıyla kanıtlanamayacağına hükmetmiştir. Karar, 'tüm bu açıklama ve yasal düzenlemeler karşısında dava konusu iddianın tanık delili ile kanıtlanması olanağı bulunmamaktadır' ifadesiyle bu hususu netleştirmiştir. **Ölüme Bağlı Tasarruflar:** Miras bırakanın ölümünden sonra hüküm doğurmak üzere yaptığı tasarrufların (vasiyetname veya miras sözleşmesi) da kanunda öngörülen sıkı şekil şartlarına tabi olduğu ve somut olayda böyle bir tasarrufun da bulunmadığı belirtilmiştir. Bu karar, tapuda kayıtlı taşınmazların mülkiyetinin devri veya taksimi konularında 'şekil şartına bağlılık' ilkesinin önemini vurgulamaktadır. Fiili duruma dayalı iddiaların, resmi kayıtlara aykırı olması ve yasal şekil şartlarına uygun bir hukuki işlemle desteklenmemesi halinde geçersiz olacağını göstermektedir.