Bir trafik kazası sonucu yaralanan ve ardından hastanede hayatını kaybeden bir kişinin mirasçılarının açtığı 'tam yargı davası'nda, idarenin 'hizmet kusuru' nedeniyle manevi tazminat talebinin değerlendirilmesi Danıştay içtihatlarında nasıl bir yaklaşım sergilemektedir? Özellikle Adli Tıp Kurumu raporları arasında çelişki bulunması durumunda kararın esasına etkisi nedir?
Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanan 'hizmet kusuru', idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açar (Anayasa m. 125). Sağlık hizmeti gibi riskli hizmetlerde, zararın tazmini için idarenin hizmet kusurunun varlığı gereklidir. Manevi tazminat, idari eylem veya işlem nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa karşılamayı ve idareyi caydırmayı amaçlar. Takdir edilen miktarın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekle birlikte, idarenin kusurunun ağırlığını da yansıtması beklenir. Danıştay 15. Daire'nin 2016/2388 E., 2016/4714 K. sayılı kararında, trafik kazası sonrası hastanede tedavi gören ve vefat eden bir kişinin durumu incelenmiştir. Adli Tıp Kurumu raporlarında, kişinin ölümünün trafik kazasına bağlı komplikasyonlardan kaynaklandığı, ancak hastanede yapılan tedavide (acil cerrahi girişim düşünülmemesi gibi) 'eksiklik' ve 'kusur' bulunduğu belirtilmiştir. Raporlar arasında, idarenin kusurlu eylemi ile ölüm arasında 'kesin bir illiyet bağı kurulamasa da' idarenin kusurlu olduğu tespiti yapılmıştır. **Kararın Esasına Etkisi:** Danıştay, raporda 'meydana gelen ölüm olayı ile sunulan sağlık hizmeti kapsamındaki tıbbi uygulamalar arasında uygun illiyet bağı kurulamamış ise de; bu durumun davacılarda, murisinin tedavisinin gerektiği gibi yürütülmediği yönünde şüphe, endişe ve üzüntüye yol açtığı' gerekçesiyle, manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkemenin manevi tazminat istemini reddetmesi hukuki isabet görülmemiştir. Bu karar, illiyet bağının kesin olarak kurulamadığı durumlarda dahi, idarenin hizmet kusurunun yol açtığı şüphe ve üzüntünün manevi tazminat nedeni olabileceğini göstermektedir. Ancak, maddi tazminat istemi için doğrudan illiyet bağı aranmış ve reddi uygun bulunmuştur.