Paylı mülkiyetin feshedilmesi yöntemlerinden biri olan 'paydaşlıktan çıkarma' kurumu TMK m. 696'da hangi şartlar altında düzenlenmiştir? Bu kararı vermeye yetkili merci ve sürecin işleyişi hakkında bilgi veriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #277084

Paylı mülkiyetin feshedilmesi yöntemlerinden biri olan 'paydaşlıktan çıkarma', Türk Medeni Kanunu'nun 696. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, bir paydaşın kendi tutum ve davranışlarıyla veya malın kullanılmasını bıraktığı ya da fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin tutum ve davranışlarıyla diğer paydaşların tamamına veya bir kısmına karşı olan yükümlülüklerini ağır biçimde çiğnemesi ve bu yüzden paylı mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hâle getirmesi durumunda, mahkeme kararıyla paydaşlıktan çıkarılabilir. **Şartlar ve Süreç:** * **Ağır Yükümlülük İhlali:** Paydaşın diğer paydaşlara karşı yükümlülüklerini 'ağır biçimde çiğnemesi' gerekir. Bu, paylı malın kullanılması, yönetimi veya korunmasıyla ilgili görevlerini ihlal etmesi anlamına gelebilir. * **İlişkinin Çekilmez Hale Gelmesi:** İhlal sonucunda paylı mülkiyet ilişkisinin diğer paydaşlar için katlanılamaz, yani 'çekilmez hâle' gelmesi gerekir. * **Mahkeme Kararı:** Paydaşlıktan çıkarma, ancak mahkeme kararıyla mümkündür. * **Dava Açma Yetkisi:** Bu davanın açılması, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, pay ve paydaş çoğunluğuyla alınacak bir karara bağlıdır. * **Hakimin Takdiri:** Hakimin, çıkarma istemini haklı görüp görmediği ve çıkarma koşullarının var olup olmadığı takdir yetkisindedir. * **Payın Karşılanması:** Hakim, çıkarma istemini haklı görürse, çıkarılacak paydaşın payını karşılayacak kısmı maldan ayırmaya olanak varsa, ayırmayı yaparak ayrılan parçanın paylı mülkiyetten çıkarılana özgülenmesine karar verir (TMK m. 696/3). Eğer aynen ayırma mümkün değilse veya payı isteyen paydaş yoksa, hakim, davalıya payını devretmesi için bir süre belirler ve bu süre içinde devredilmeyen payın açık artırmayla satışına karar verir (TMK m. 696/4). Bu hükümler kıyas yoluyla, pay üzerinde intifa veya diğer bir aynî ya da tapuya şerh edilmiş kişisel yararlanma hakkı sahipleri hakkında da uygulanabilir. Ancak, devri caiz olmayan bir hakkın uygun bir tazminat karşılığında sona ermesine karar verilir (TMK m. 697).