5651 sayılı Kanun kapsamında 'unutulma hakkı'nın internetten içerik kaldırma ve erişimin engellenmesi süreçlerindeki yeri nedir? Yargıtay içtihatları bu hakkı basın özgürlüğü ile nasıl dengelemektedir?
Unutulma hakkı, kişilerin kendileri hakkındaki bilgi ve paylaşımların internet ortamında kalmaya devam etmesini istememe hakkıdır. Bu, özellikle internet kullanımının artmasıyla ortaya çıkan ve temel bir insan hakkı olarak kabul görmeye başlayan bir kavramdır. 5651 sayılı Kanun doğrudan 'unutulma hakkı'nı düzenlemese de, içeriğin kaldırılması ve erişimin engellenmesi mekanizmaları bu hakkın pratik olarak kullanılmasını sağlar, zira özel hayatın gizliliği ve kişilik haklarının ihlali gerekçeleri bu hakkın temelini oluşturur. Yargıtay içtihatları, unutulma hakkını ifade ve basın özgürlüğü ile dengelemektedir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2019/31517 E., 2019/14002 K. sayılı kararı, bir internet yayınının unutulma hakkı kapsamında çıkarılabilmesi için şu kriterlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtir: * Yayının içeriği, yayında kaldığı süre, güncelliğini yitirme durumu, tarihsel bir veri olarak kabul edilip edilemeyeceği. * Kamu yararına katkısı (toplumsal açıdan haberin değeri, geleceğe ışık tutan niteliği). * Habere konu kişinin siyasetçi veya ünlü olup olmadığı. * Haber veya makalenin konusu (olgusal gerçekler mi, değer yargısı mı). * Halkın ilgili veriye yönelik ilgisi. Karar, Anayasa Mahkemesi'nin 04.10.2017 tarihli kararını da referans alarak, kişilerin manevi bütünlüğünün korunması hakkı ile basın özgürlüğü arasında adil bir denge kurulması gerektiğini vurgular. Eğer haberin güncelliği ve kamuoyu ilgisi devam ediyorsa, yargı organlarının takdir yetkisine müdahale edilmemesi gerektiğini, ancak haberin belirli bir süre geçtikten sonra güncelliğini yitirmesi ve kamu yararına katkısının azalması halinde unutulma hakkının devreye girebileceğini ifade eder. Bu denge, somut olayın özelliklerine göre ayrıntılı bir inceleme gerektirir.