Bir belediye meclis üyesinin, görev süresi içinde ortağı olduğu şirket aracılığıyla belediyenin 'doğrudan temin' usulüyle yaptığı hizmet alım işlerini üstlenmesi, TCK 235 kapsamında ihaleye fesat karıştırma suçunu oluşturur mu? Hukuki değerlendirmeyi Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı doğrultusunda yapınız.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/336 E., 2018/336 K. sayılı kararına göre, doğrudan temin usulü, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 22. maddesinde tanımlanmış bir satın alma yöntemi olup, Kanun'un 18. maddesinde sayılan 'ihale usulleri' arasında yer almamaktadır (4964 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle madde metninden çıkarılmıştır). Bu sebeple doğrudan temin usulü, Kamu İhale Kanunu'nun ihale yöntemlerine ilişkin öngördüğü yol ve prosedürlere tabi değildir. Dolayısıyla, doğrudan temin usulü bir 'ihale' olmadığından, 'suçta ve cezada kanunilik prensibi' gereğince (TCK m. 2) TCK Madde 235'te düzenlenen ihaleye fesat karıştırma suçu kapsamında değerlendirilemez. Ancak, aynı karar, belediye meclis üyesinin bu eylemlerinin, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 28. maddesindeki 'görevi süresince ve görevinin sona ermesinden itibaren bir yıl süreyle, belediye ve bağlı kuruluşlarına karşı doğrudan doğruya veya dolaylı olarak taahhüde giremez, komisyonculuk ve temsilcilik yapamaz' hükmüne muhalefet ettiğini belirtir. Bu durum, eğer kamunun zararına veya kişilere haksız menfaate neden olmuşsa, TCK 257 maddesindeki 'görevi kötüye kullanma' suçunu oluşturabilir. Aksi takdirde, bu tür bir eylem disiplin soruşturmasına konu olabilecektir.