TCK Madde 235'te düzenlenen 'ihaleye fesat karıştırma' suçunun temel hukuki değeri ve bu suçun oluşumu için 'kamu zararı'nın şart olup olmadığı Yargıtay içtihatları doğrultusunda nasıl değerlendirilmektedir?
TCK Madde 235 ile korunmak istenen temel hukuki değer, kamusal faaliyetlerin dürüstlük ilkesine uygun yürütülmesi ve özellikle kamu adına yapılan ihale işlemlerinde kamu görevlilerine duyulan güvendir. Bu suç, kamu kurum veya kuruluşları adına yapılan mal veya hizmet alım, satım ya da kiralama ihalelerine veya yapım ihalelerine fesat karıştırılmasıyla oluşur. TCK Madde 235, bir 'soyut tehlike suçu' niteliğindedir. Bu, suçun oluşumu için ilgili kamu kurumu veya kuruluşu açısından somut bir zararın meydana gelmesi şart olmadığı anlamına gelir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/2198 E., 2014/2070 K. sayılı kararı bu durumu açıkça belirtmiştir: 'suçun oluşumu için zarar doğması ihtimalinin bulunması yeterli olup, buna karşılık fesat karıştırılan ihalenin iptal edilmesi veya ihale sonucunda yapılan sözleşmenin ifa edilmemiş olması Hazineden bir gider oluşmasına yol açmayacağından kamu zararının gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği, bu suçta benimsenen zararın gerçekleşmiş bir zarar olması keza iptal edilen ihale ile yeniden yapılan ihale arasındaki olumsuz farkın da zarar kavramı içinde değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla kanunda öngörülen her fesat halinde mutlak zarar doğacağının kabulünün olanaksızlığı karşısında...' Ancak, suçun işlenmesi sonucunda ilgili kamu kurumu veya kuruluşu açısından bir zarar meydana gelmiş olması, suçun nitelikli hali olarak kabul edilmiş olup, bu durum cezanın artırılmasına yol açar (TCK m. 235/3). Zararın tam miktarının belirlenmesine gerek yoktur, zarar meydana gelmiş olması yeterlidir.