Danıştay 15. Daire'nin 2016/2388 sayılı kararında, davacının murisinin ölümünde idarenin hizmet kusuru bulunduğu (acil ameliyatın geciktirilmesi) tespit edilmesine rağmen, ölüm ile bu kusurlu eylem arasında kesin bir illiyet bağı kurulamamıştır. Mahkeme bu durumda manevi tazminat talebini reddetmiştir. Danıştay bu kararı nasıl değerlendirmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #276982

Danıştay, mahkemenin manevi tazminatın reddine ilişkin kararını bozmuştur. Daire, her ne kadar ölüm ile hizmet kusuru arasında kesin bir illiyet bağı kurulamamış olsa da, 'bu durumun davacılarda, murisinin tedavisinin gerektiği gibi yürütülmediği yönünde şüphe, endişe ve üzüntüye yol açtığını' belirtmiştir. Manevi tazminatın amacının sadece duyulan elem ve ızdırabı karşılamak değil, aynı zamanda kusurlu idareyi uyarmak olduğunu vurgulayan Danıştay, davacıların maruz kaldığı bu acı, elem ve üzüntünün hafifletilebilmesi amacıyla manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar vermiştir. Bu, idare hukukunda illiyet bağı zayıf olsa bile hizmet kusurunun varlığının manevi tazminat için yeterli olabileceğini gösteren önemli bir karardır.