Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/20769 E., 2017/339 K. sayılı kararında, sanığın hakkındaki yakalama kararına istinaden karakolda nezarethaneye alınması sırasında polislere 'görevlerini yaptırmamak için direndiğinin iddia olunması'na rağmen, bu eylemin TCK 265 kapsamında 'cebir veya tehdit' unsurlarını oluşturmadığına dair değerlendirme nedir?
Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/20769 E., 2017/339 K. sayılı kararında, sanığın hakkındaki yakalama kararına istinaden karakolda nezarethaneye alınması sırasında polislere direndiğinin iddia olunmasına rağmen, 'şikayetçilerin soruşturmadaki anlatımlarında ve 14.04.2012 tarihli olay tutanağında, sanığın polislere vurma, tehdit vb. eylemlerinden bahsedilmemesi, müştekiler ... ve ...'nın soruşturma aşamasındaki ifadelerinde herhangi bir darp ya da cebir eyleminin olmadığı yönünde beyanları karşısında, görevliye direnme suçunun cebir veya tehdit unsurunun ne şekilde gerçekleştiği, kanıtlara dayalı olarak gösterilmeden, yetersiz gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi' bozma nedeni sayılmıştır. Bu karar, 'görevi yaptırmamak için direnme' suçunun oluşması için sanığın cebir veya tehdit içeren *aktif* bir eyleminin olması gerektiğini vurgulamaktadır. Sadece 'direnme' veya 'zorluk çıkarma' gibi pasif davranışlar, yasanın aradığı cebir veya tehdit unsurunu karşılamaz. (TCK m.265, Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Karar: 2017/339)