5271 sayılı CMK'nın 226. maddesi uyarınca sanığa 'ek savunma hakkı' tanınması hangi durumlarda zorunludur ve bu hakkın kısıtlanması yargılama sürecini nasıl etkiler?
5271 sayılı CMK'nın 226. maddesi, iddianamede veya mütalaada yer almayan, sanığın aleyhine olabilecek yeni bir hukuki nitelendirme veya ağırlaştırıcı nedenin ortaya çıkması halinde sanığa 'ek savunma hakkı' tanınmasını zorunlu kılar. Bu, sanığın savunma hakkının (adil yargılanma hakkının bir unsuru) güvence altına alınması için esastır. Eğer iddia makamı (savcı) veya mahkeme, sanık hakkında iddianamede belirtilenden farklı veya daha ağır bir suç vasfı uygulamayı düşünüyorsa, bu hususu sanığa bildirmeli ve sanığa bu yeni duruma karşı savunma yapması için süre vermelidir. Bu hakkın tanınmaması, yargılama sürecinde sanığın savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir ve Yargıtay tarafından mutlak bozma nedeni olarak kabul edilir. Örneğin, Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2015/1465 E., 2018/64 K. sayılı kararında, hırsızlık suçunda TCK m.145 uygulanması talep edildiği halde, bu maddenin uygulanmaması ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanınmadan karar verilmesi CMK m.226'ya aykırı bulunmuştur. (CMK m.226, Yargıtay 2. Ceza Dairesi - Karar: 2018/64)