Yargıtay'ın TCK madde 265 kapsamında 'görevi yaptırmamak için direnme' suçunda, sanıkların adliye nezarethanesinde veya ekip aracında bulundukları sırada kamu görevlilerine yönelik sözlü tehditlerinin, suçun oluşması açısından 'görevin engellenmesi' unsuru bağlamında nasıl değerlendirildiğini açıklayınız.
Yargıtay'ın TCK m.265 kapsamındaki kararlarında, sanıkların adliye nezarethanesinde veya ekip aracında bulundukları sırada kamu görevlilerine yönelik sözlü tehditlerinin 'görevin engellenmesi' unsurunu oluşturup oluşturmadığı titizlikle incelenir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/20336 E., 2017/9891 K. sayılı kararı, sanıkların nezarethanede bulunmaları ve 'müştekilerin görevlerini yapmalarını engelleyebilecek bir durumda bulunmadıklarının anlaşılması' karşısında, tehditlerin görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturmadığını belirtmiştir. Benzer şekilde, Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/19643 E., 2017/5565 K. sayılı kararında, sanıkların ekip aracında taşkınlık yapmaları üzerine uyarılmalarıyla sarf ettikleri sözlerin, 'katılanın hangi görevini yapmasına engel olmak için cebir ve/veya tehdit kullandığı' denetime imkan verecek şekilde gerekçelendirilmediği için hüküm bozulmuştur. Bu kararlar, direnme suçunun oluşabilmesi için tehdidin sadece var olmasının yeterli olmadığını, aynı zamanda kamu görevlisinin *fiilen* yerine getirmekte olduğu bir görevi engelleme amacına ve niteliğine sahip olması gerektiğini vurgular. (TCK m.265, Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Karar: 2017/9891, Yargıtay 18. Ceza Dairesi - Karar: 2017/5565)