CMK madde 148'de yer alan 'müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz' hükmü, soruşturma aşamasında alınan ifade ile kovuşturma aşamasında alınan savunma arasında çelişki olması durumunda nasıl bir önemi haizdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #276142

Bu hüküm, soruşturma aşamasında müdafii olmaksızın kollukça alınan ifadenin tek başına mahkumiyet için yeterli olmamasını sağlar. Eğer sanık, kovuşturma aşamasında (hakim veya mahkeme huzurunda) bu kolluk ifadesini doğrulamıyor, hatta inkar ediyorsa, o kolluk ifadesi delil olarak kullanılamaz. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2020/15785 Esas, 2022/15253 Karar sayılı kararında belirtildiği gibi, sanığın müdafisiz alınan kolluk ifadesinin hükme esas alınması bozma nedenidir. Zira CMK m.213, aralarında çelişki bulunması halinde dahi, önceki ifadenin ancak Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan veya müdafiinin hazır bulunduğu kolluk ifadesine ilişkin tutanakların duruşmada okunabileceğini öngörür. Dolayısıyla, müdafi bulundurulmadan alınan ve sonradan inkar edilen kolluk ifadesi, çelişki olsa bile, yargılamada doğrudan delil olarak değerlendirilemez ve mahkumiyet hükmüne esas alınamaz. (CMK m.148/4, CMK m.213, Yargıtay 4. Ceza Dairesi - Karar: 2022/15253)