TCK madde 148/4 hükmü, müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifadenin delil değeri açısından ne gibi bir sınırlama getirmektedir? Bu hükmün ihlali yargılama sonucunu nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #276134

TCK madde 148/4, ceza muhakemesinde önemli bir güvence olarak 'müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifadenin, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağını' düzenler. Bu, kolluk ifadesinin tek başına bir hükme dayanak teşkil edemeyeceği anlamına gelir. Eğer sanık, mahkeme huzurunda bu ifadeyi doğrulamazsa veya ona bu konuda bir soru yöneltilmezse, söz konusu kolluk ifadesi delil olarak kullanılamaz. Yargıtay kararları, bu durumun hukuka kesin aykırılık hallerinden olduğunu ve Anayasa'nın 38/2 (hukuka aykırı delil yasağı), CMK'nın 206/2-a (delil reddi), 217/2 (hükmün hukuka uygun delillere dayanması) ve 230/1-b (gerekçeli kararda hukuka aykırı delillerin gösterilmesi) maddeleri uyarınca hukuka aykırı elde edilmiş delil niteliği taşıdığını belirtir. Bu ihlal, yargılama sonucunda verilen mahkumiyet hükmünün bozulmasına neden olabilir. (CMK m.148/4, Anayasa m.38/2, CMK m.206/2-a, CMK m.217/2, CMK m.230/1-b, Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Karar: 2021/9190)