5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7. maddesi sözlü yargılama usulünü öngörmesine rağmen, HMK m. 447/1 bu atfın basit yargılama usulüne yapılmış sayılacağını belirtir. HMK'daki basit yargılama usulünün hüküm (HMK m. 321) ve tefhim usulü, iş mahkemesi kararlarının temyiz sürelerinin başlangıcı açısından ne gibi bir önem taşır?
Bu durum, temyiz süresinin başlangıcını belirlemede kritik bir öneme sahiptir. HMK m. 321, kural olarak kararın gerekçesiyle birlikte tefhim edilmesini (açıklanmasını) öngörür. Eğer mahkeme, bu kurala uygun olarak, hükme ilişkin tüm hususları (HMK m. 297'deki unsurları) ve gerekçesini duruşmada tam olarak açıklarsa, temyiz süresi bu 'tefhim' tarihinden itibaren başlar. Ancak, uygulamada sıkça olduğu gibi, hakim zorunlu hallerde sadece hüküm özetini tefhim edip gerekçeli kararın sonra yazılacağını belirtirse, bu durumda temyiz süresi tefhimle başlamaz. Süre, gerekçeli kararın taraflara 'tebliğ' edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/9-1438 E. sayılı kararı, bu ayrımın önemini ve tefhimin niteliğine göre sürenin başlangıcının değişeceğini vurgulamaktadır.