Bir idari işlemin, davacının rızasına bağlı olmaksızın tesis edilmesi ve tesis edildiği an itibarıyla kesin ve icrai bir işlem niteliğinde olması durumunda, davacının bu işlem üzerine mükellefiyetin gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmiş olması, o işleme karşı dava açma hakkını ortadan kaldırır mı? (Danıştay 4. Dairesi - Karar : 2014/4385)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #273418

Hayır, ortadan kaldırmaz. Danıştay 4. Dairesi'nin K.2014/4385 sayılı kararında, re'sen tesis edilen bir vergi mükellefiyeti işlemi incelenmiştir. Mahkeme, mükellefiyet tesisinin, idarenin tek taraflı iradesiyle kurulan, tesis edildiği andan itibaren muhataba bir takım vergisel yükümlülükler yükleyen 'kesin ve icrai' bir idari işlem olduğunu belirtmiştir. Davacının, bu işlem üzerine, olası yaptırımlardan kaçınmak amacıyla, mükellefiyetin gerektirdiği beyanname verme gibi ödevleri yerine getirmiş olması, bu işleme rıza gösterdiği veya işlemin kesinleştiği anlamına gelmez. Mükellefiyet devam ettiği sürece, bu işlemin hukuki etkileri ve davacının menfaat ihlali de devam etmektedir. Bu nedenle, davacı, İYUK m.10 kapsamında her zaman idareye başvurarak mükellefiyetin kaldırılmasını isteyebilir ve bu talebin reddi üzerine, süresi içinde, dayanak olan ilk mükellefiyet tesisi işleminin iptali için de dava açabilir.