Çekişmeli boşanma davasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, bir tanığın beyanlarının 'görgüye dayalı' olmamasının sonucu nedir? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2017/4192 sayılı kararında, eşin ortak konuttan kovulduğuna dair tanık beyanı neden hükme esas alınmamıştır?
Bir tanığın beyanının delil olarak hükme esas alınabilmesi için, tanığın anlattığı olayı bizzat görmüş, duymuş veya yaşamış olması, yani beyanının 'görgüye dayalı' olması gerekir. Tanığın, başkalarından duyduklarını veya davanın taraflarından birinin kendisine anlattıklarını tekrar etmesi, 'duyuma dayalı' veya 'nakli beyan' olarak nitelendirilir ve kural olarak delil değeri taşımaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin K.2017/4192 sayılı kararında, davacı-karşı davalı kadına kusur olarak yüklenen 'eşini ortak konuttan kovduğu' vakıasına ilişkin beyanda bulunan tanığın, bu olaya bizzat şahit olmadığı, görgüye dayalı bir bilgisinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Yargıtay, taraflardan ve üçüncü kişilerden aktarılan bu tür olayların sabit kabul edilemeyeceğini ve kusur belirlemesinde hükme esas alınamayacağını belirtmiştir. Bu nedenle, bu vakıa kadına kusur olarak yüklenememiştir.