Bir idari işlemin 'amaç' unsuru yönünden hukuka aykırılığı olarak bilinen 'yetki saptırması'nın ispatı konusunda, ispat yükü kime aittir ve mahkemenin bu konudaki denetiminin sınırları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #273405

Yetki saptırması, idarenin bir idari işlemi tesis ederken kanunun öngördüğü kamu yararı amacından ayrılarak, siyasi, kişisel (kin, dostluk), üçüncü kişiye yarar sağlama gibi özel bir amaçla hareket etmesidir. 'Amaç' unsuru, idarenin niyetini ve saikini ilgilendirdiği için ispatı en zor olan sakatlık halidir. İspat yükü, yetki saptırması iddiasında bulunan 'davacıya' aittir. Davacı, idarenin kamu yararı dışında başka bir amaçla hareket ettiğini somut delillerle (belgeler, tanık beyanları, emsal kararlar vb.) ortaya koymalıdır. Mahkeme, bu denetimi kendiliğinden (re'sen) yapmaz; davacının bu yönde bir iddia ileri sürmesi gerekir. Mahkemenin denetimi, idarenin açıkladığı resmi sebebin arkasındaki gerçek niyeti araştırmayı içerir. Ancak bu denetim, idarenin takdir yetkisinin yerine geçerek 'bu işlem şu amaçla yapılmalıydı' demek şeklinde bir yerindelik denetimine dönüşemez. Mahkeme, sadece idarenin kanunun öngördüğü amaçtan saptığını tespit ederse, işlemi bu yönden iptal eder.