TCK m.220/6'da düzenlenen 'örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme' fiili ile 2911 sayılı Kanun'da düzenlenen suçlar arasındaki ilişki, 6008 ve 6459 sayılı Kanunlarla yapılan değişiklikler çerçevesinde nasıl şekillenmiştir? Yargıtay 16. CD, K: 2018/163 kararında bu durum nasıl bir sonuca bağlanmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #273390

Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, normalde hem işlediği suçtan hem de ayrıca örgüt üyeliğinden (TCK 220/6 uyarınca) cezalandırılırdı. Ancak kanun koyucu, 6008 ve 6459 sayılı kanunlarla bu kurala önemli istisnalar getirmiştir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin K.2018/163 sayılı kararında da atıf yapılan bu değişikliklere göre: - 2911 sayılı Kanun'a eklenen 34/A maddesi (6008 s. Kanun ile), kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılarak 'direnme' veya 'propaganda' suçlarını işleyenler hakkında, ayrıca TCK m.220/6'nın uygulanamayacağını belirtmiştir. - 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesine eklenen 4. fıkra (6459 s. Kanun ile), terör örgütünün propagandasını yapma suçunu (TMK m.7/2) örgüt adına işleyenler hakkında da TCK m.220/6'nın uygulanamayacağını hükme bağlamıştır. Bu özel düzenlemeler ('lex specialis'), genel kural olan TCK m.220/6'yı bu suçlar açısından ilga etmektedir. Yargıtay kararında da bu durum 'geçitli suç' özelliği olarak nitelendirilmiş ve sanığın eyleminin sabit olduğu kabul edilse dahi, bu özel kanun hükümleri uyarınca 'ceza verilmesine yer olmadığına' (CMK m.223/4) karar verilmesi gerektiği, beraat kararı verilmesinin ise hatalı olduğu belirtilerek hüküm düzeltilmiştir.