5237 sayılı TCK'nın 244/4. maddesinde düzenlenen 'Bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme, var olan verileri başka bir yere gönderme' suçu ile 5237 sayılı TCK'nın 158. maddesindeki 'nitelikli dolandırıcılık' suçu arasındaki ayrım, internet bankacılığı dolandırıcılığı vakalarında nasıl yapılır? Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2007/6012 sayılı kararı bu konuda hangi unsura dikkat çekmektedir?
Bu iki suç arasındaki temel ayrım, hileli hareketlerin 'gerçek bir kişiye' yönelip yönelmediğidir. Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, hileli davranışlarla bir insanın aldatılarak iradesinin fesada uğratılması ve bu yolla menfaat temin edilmesi gerekir. Bilişim suçunda ise, müdahale doğrudan bilişim sistemine veya sistemdeki verilere yöneliktir, bir insanı aldatma unsuru yoktur. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin K.2007/6012 sayılı kararında, sanığın sahte kimliklerle açtırdığı hesaplara, mağdurların banka hesaplarındaki verileri internet yoluyla göndermesi ve bu paraları çekmek istemesi eylemi incelenmiştir. Yargıtay, bu eylemlerin tamamen bilişim sistemi içinde gerçekleştirildiğini, paranın transferine kadar 'gerçek kişilere yöneltilmiş bir hile bulunmadığını' belirtmiştir. Bu nedenle, eylemin nitelikli dolandırıcılık değil, her bir mağdura karşı ayrı ayrı işlenmiş TCK m. 244/4 (verileri başka yere gönderme) suçunu oluşturduğuna karar vermiştir. Bu karar, fiilin mağdurunun sistem mi yoksa insan mı olduğuna bakılarak suç vasfının belirlenmesi gerektiğini göstermektedir.