Bir idari işlemin iptali davasında, araç sahibinin, kendi aracının trafikten men edilmesi işlemine karşı dava açma ehliyeti ile aynı olayda araç sürücüsüne kesilen idari para cezasına karşı dava açma ehliyeti arasındaki farkı, Danıştay 15. Dairesi'nin 2016/4340 ve 2016/4312 sayılı kararları ışığında analiz ediniz.
Danıştay'ın bu iki kararı, menfaat ihlali ve dava ehliyeti kavramlarının kişiselliğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. **Aracın Trafikten Men Edilmesi:** Bu işlem, doğrudan araç sahibinin mülkiyet hakkı üzerindeki tasarrufunu kısıtlayan bir idari yaptırımdır. Dolayısıyla araç sahibi, bu işlem nedeniyle kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ihlaline uğramaktadır ve bu işleme karşı iptal davası açma ehliyetine sahiptir. Nitekim K.2016/4340'da mahkemenin bu yöndeki iptal kararı onanmıştır. **Araç Sürücüsüne Kesilen İdari Para Cezası:** Bu idari para cezası, fiili işleyen ve cezanın muhatabı olan 'araç sürücüsü' adına düzenlenir. Aracın sahibi, sürücü ile aynı kişi değilse, bu para cezasından doğrudan etkilenmez. Cezanın hukuki sonuçları sürücünün şahsına yöneliktir. Danıştay 15. Dairesi'nin K.2016/4312 sayılı kararında da belirtildiği gibi, araç sürücüsüne verilen idari para cezası, araç sahibinin kişisel, güncel ve meşru menfaatini ihlal etmediğinden, araç sahibi bu para cezasına karşı iptal davası açma ehliyetine sahip değildir. Bu nedenle İdare Mahkemesinin, araç sahibinin talebi olmamasına rağmen sürücüye kesilen cezayı da iptal etmesi (K.2016/4340) veya araç sahibinin bu cezaya karşı açtığı davayı ehliyet yönünden reddetmesi gerekirken esastan incelemesi (K.2016/4312) hukuka aykırı bulunmuştur.