Boşanma davasında tanık olarak dinlenen kişilerin, tarafların akrabası veya çalışanı olması, tanıklıklarının değerini kendiliğinden düşürür mü? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2017/3455 sayılı kararı bu konuda hangi ilkeyi benimsemiştir?
Hayır, tanıkların taraflarla akrabalık veya işçi-işveren gibi bir yakınlık ilişkisi içinde olması, tanıklıklarının değerini tek başına ve kendiliğinden düşüren bir sebep değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin K.2017/3455 sayılı kararında ve yerleşik içtihatlarda belirtildiği üzere, HMK m.255 uyarınca 'aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır'. Akrabalık veya diğer bir yakınlık, başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep olarak kabul edilemez. Mahkeme, tanık beyanlarını diğer delillerle birlikte değerlendirmeli ve eğer beyanlarda çelişki veya hayatın olağan akışına aykırılık gibi ciddi şüpheler yoksa bu beyanlara itibar etmelidir. Mahkemenin, sadece tanığın davacının oğlu veya işçisi olması gibi bir gerekçeyle tanıklığa itibar etmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.