CMK m. 247/3'te (eski hali) yer alan "kaçak sanık hakkında ... mahkûmiyet ... kararı verilemez" hükmü, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2008/26 sayılı kararında nasıl bir usuli soruna yol açmıştır? Aleyhe bozma durumunda mahkeme ne yapmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #27268

Yargıtay CGK'nın 2008/26 sayılı kararında, yerel mahkeme sanık hakkında lehe bir karar vermiş (etkin pişmanlıktan ceza verilmesine yer olmadığı), bu karar savcı tarafından aleyhe temyiz edilmiş ve Yargıtay'ca bozulmuştur. Bozmadan sonra yapılan yargılamada sanığa ulaşılamamıştır. Yerel mahkeme, sanığın yokluğunda direnme kararı vermiştir. CGK, bu durumu usule aykırı bulmuştur. Çünkü aleyhe olan bozma kararına karşı sanığın diyeceklerinin sorulması (CYUY m. 326) zorunludur. Sanığa ulaşılamıyorsa, mahkemenin zorla getirme veya yakalama emri çıkarması, bu da sonuç vermezse CMK m. 247 uyarınca kaçaklık kararı vererek yargılamaya devam etmesi gerekirdi. Bu yollara başvurmadan, aleyhe bozmaya karşı sanığın savunması alınmadan yokluğunda karar verilmesi, savunma hakkının kısıtlanmasıdır.