AİHM'in Taner Kılıç kararında, 'Mor Beyin' uygulamasıyla ByLock sunucusuna yönlendirme iddiasını makul şüphe değerlendirmesinde nasıl ele almıştır? Bu durum, ByLock'un tek başına delil olma niteliğini nasıl etkilemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #272551

AİHM'in Taner Kılıç kararında, 'Mor Beyin' uygulamasıyla ByLock sunucusuna yönlendirme iddiası, ByLock'un tek başına 'makul şüphe' için yeterli delil olamayacağı argümanını güçlendirmiştir. Başvurucu hakkında hazırlanan bilirkişi raporunda, başvurucunun ByLock sunucularına, bu uygulama aracılığıyla bağlanmadığı, ancak 'Kıble Pusulası' ve 'Namaz Vakitleri TR' gibi dini uygulamaları kullanırken bu amaçla oluşturulan bir kod aracılığıyla ByLock sunucusuna yönlendirildiği belirtilmiştir (§ 36). Rapor, başvurucunun Mor Beyin adı verilen ve kullanıcıları kasıtlı olarak ByLock sunucularına yönlendirmek için oluşturulan tuzak bir uygulamanın kurbanı olduğunu ileri sürmüştür. Mahkeme, daha önce Akgün davasında (Akgün v. Türkiye, §§ 167-181) olduğu gibi, yalnızca şifreli bir iletişim aracını indirmenin veya kullanmanın, alınıp gönderilen mesajların içeriği veya bağlamı gibi ilgili diğer unsurlar tarafından desteklenmedikçe, objektif bir gözlemciyi suç örgütü üyeliği konusunda ikna edemeyeceği sonucuna varmıştır (§ 106). 'Mor Beyin' durumu, ByLock'a yapılan bağlantının kullanıcının bilgisi veya iradesi dışında gerçekleşebileceğini göstererek, ByLock'un 'tek başına' delil olma niteliğini ve 'makul şüphe' oluşturma gücünü daha da zayıflatmıştır. Bu, delillerin somut, kişisel ve bağlamsal olarak değerlendirilmesi gerekliliğini vurgulamaktadır. (AİHM Taner Kılıç Kararı, B. No. 208/18, §§ 36, 106-107)