Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 57'de düzenlenen güvenlik tedbirine tabi tutulan akıl hastasının 'cezai ehliyetinin' bulunmaması, hakkında 'beraate' karar verilmesi yerine neden 'ceza verilmesine yer olmadığına' karar verilmesini gerektirir? Yargıtay bu ayrıma nasıl yaklaşmaktadır?
TCK Madde 32 (1) uyarınca akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış kişiye 'ceza verilmez'. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/298 sayılı kararı, bu durumda CMK 223 (3)-(a) uyarınca 'ceza verilmesine yer olmadığına' karar verilmesi gerektiğini belirtir. Buradaki temel ayrım şudur: 'Beraat' kararı (CMK 223/2), isnat edilen fiilin suç olmaması, sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, kusur veya kastın bulunmaması gibi durumlarda verilir. 'Ceza verilmesine yer olmadığı' kararı ise (CMK 223/3), fiil işlenmiş olmasına rağmen, akıl hastalığı gibi kişisel bir nedenden dolayı sanığın cezalandırılamaması halidir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 26.05.2014 tarihli ve 2013/20014 E., 2014/10288 K. sayılı kararı, güvenlik tedbirine hükmedilebilmesi için öncelikle 'atılı suçun akıl hastası sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin biçimde saptanması' gerektiğini, yani suçun maddi boyutunun varlığının ispatlanması gerektiğini vurgulamıştır. Dolayısıyla, akıl hastalığı suçu ortadan kaldırmaz, sadece cezai ehliyeti ve dolayısıyla cezalandırılabilirliği etkiler. (TCK Madde 32 (1), CMK Madde 223 (2), (3)-(a); Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/298; Yargıtay 15. Ceza Dairesi 26.05.2014, 2013/20014 E., 2014/10288 K.)