Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 119. maddesi gereği dava dilekçesinde 'iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği'nin belirtilmesi zorunluluğu, uygulamada ne tür sonuçlar doğurmaktadır? Özellikle 'sonradan delil gösterilmesi' yasağı ile ilişkisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #272520

HMK Madde 119 (1)-(f) bendinde 'İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği' dava dilekçesinde zorunlu bir unsur olarak belirtilmiştir. Bu, HMK'da benimsenen 'somutlaştırma yükü' (HMK 194) ilkesinin bir gereğidir ve ispatın davanın başından itibaren netleştirilmesini amaçlar. HMK Madde 145 uyarınca, 'Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.' Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 31.05.2018 tarihli ve 2016/19522 E., 2018/7070 K. sayılı kararı, dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmadığı takdirde, ön inceleme aşamasında verilen sürenin bu tanıkların bildirilmesi için sonuç doğurmayacağını ve bu tanık beyanlarının kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağını belirtmiştir. Bu durum, dava ve cevap dilekçelerinde delillerin açıkça ve somut şekilde belirtilmesinin, yargılamanın sağlıklı ve hızlı ilerlemesi için temel bir şart olduğunu ortaya koymaktadır. (HMK Madde 119 (1)-(f), HMK Madde 145, HMK Madde 194; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 31.05.2018, 2016/19522 E., 2018/7070 K.)