AİHM'in Taner Kılıç kararı, 'insan hakları savunucuları'nın Sözleşme'nin 10. maddesi kapsamında özel bir konumda olup olmadığını nasıl değerlendirmiştir ve gazetecilere ilişkin içtihadın bu gruba uygulanması mümkün müdür?
AİHM, Taner Kılıç kararında insan hakları savunucularının korunmasına ve rolüne ilişkin ilgili uluslararası belgelere atıfta bulunarak (yukarıda § 58), insan haklarının geliştirilmesi ve savunulmasında insan hakları savunucularının özel rolüne ve üye devletlerde insan haklarının korunmasına katkılarına özel bir önem verilmesi gerektiğini belirtmiştir (§ 145). Mahkeme, insan hakları ihlalleri iddiaları hakkında farkındalık artırma faaliyetleri yürütmenin bir insan hakları savunucusunun görevi ve haklarının bir parçası olduğunu vurgulamıştır. Bir STK'nın kamu yararını ilgilendiren konulara halkın dikkatini çektiğinde, basının önemine benzer bir öneme sahip bir 'kamu gözlemcisi' rolü oynadığını (Animal Defenders International v. Birleşik Krallık, § 103) ve bu nedenle sosyal bir 'kamu gözlemcisi' olarak tanımlanabildiğini kabul etmiştir. Bu bağlamda, gazetecilerin ve medya çalışanlarının tutuklanmasına ilişkin ilkelerin, 'kıyasen', insan hakları savunucularının veya bu tür kuruluşların yöneticilerinin veya aktivistlerinin, doğrudan insan hakları faaliyetleriyle ilgili suçlar nedeniyle cezai yargılamasıyla bağlantılı olarak tutuklu yargılanmaları durumunda, gözaltına alınmasına ve tutukluluk halinin devam etmesine uygulanabileceği kanaatine varmıştır (§ 147). (AİHM Taner Kılıç Kararı, B. No. 208/18, §§ 145-147)