HMK'da 'belirsiz alacak davası' (HMK 107) ve 'kısmi dava' (HMK 109) arasındaki temel farklar nelerdir? Yargıtay, bu iki dava türünün yanlış açılması durumunda nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini belirtmektedir?
HMK 107'ye göre belirsiz alacak davası, alacağın miktarını veya değerini davanın açıldığı tarihte tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemediği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde açılır. HMK 109'a göre kısmi dava ise, talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmınında dava yoluyla ileri sürülebildiği hallerde açılır. Bu iki dava türünün amacı ve niteliği ayrıdır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 23.01.2018 tarihli ve 2017/8724 E., 2018/1047 K. sayılı kararı, şartları bulunmadığı halde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yoluna gidilmesi gerektiğini belirtmiştir. Çünkü alacağın belirlenebilmesi mümkün iken, böyle bir davanın açılmasına Kanun izin vermemiştir. Şayet açılan davada asgari bir miktar gösterilmişse ve bunun alacağın bir bölümü olduğu anlaşılmakla birlikte, belirsiz alacak davası mı yoksa belirli alacak olmakla birlikte kısmi dava mı olduğu anlaşılamıyorsa (talep muğlaksa), HMK 119/2 gereğince davacıya bir hafta kesin süre verilerek talebinin belirsiz alacak davası mı, yoksa kısmi dava mı olduğunun belirtilmesi istenir. Bu süre sonrası davacının açıklamasına göre bir yol izlenir. (HMK Madde 107, HMK Madde 109, HMK Madde 119 (2); Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 23.01.2018, 2017/8724 E., 2018/1047 K.)