Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 57. maddesindeki 'Akıl Hastalarına Özgü Güvenlik Tedbirleri' ile TCK 32. maddesindeki 'Akıl Hastalığı' hükümleri arasındaki ilişki nedir? Yargıtay kararlarında bu iki maddenin birlikte değerlendirilmesi nasıl ele alınmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #272497

TCK Madde 32, akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişinin cezai sorumluluğunu kaldıran veya azaltan bir hükümdür. TCK Madde 57 ise, bu kişilere ceza verilmemesi durumunda uygulanacak koruma ve tedavi amaçlı güvenlik tedbirlerini düzenler. Bu iki madde arasında sıkı bir ilişki vardır. TCK 32'nin birinci fıkrası 'ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur' ifadesiyle TCK 57'ye atıfta bulunur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/298 sayılı kararı, 'ortada bütün unsurlarıyla oluşmuş bir suç bulunmakta ise de, akıl hastası olduğu belirlenen sanık, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacak durumda olduğundan, suçun işlenmesinden dolayı hukuki anlamda sorumlu tutulup cezalandırılamaz' ifadesiyle bu ilişkiyi netleştirir. Bu durumda CMK 223/3-a uyarınca 'ceza verilmesine yer olmadığına' karar verilir ve TCK 57 uyarınca güvenlik tedbiri uygulanır. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 26.05.2014 tarihli ve 2013/20014 E., 2014/10288 K. sayılı kararı, güvenlik tedbirine hükmedilebilmesi için öncelikle 'atılı suçun akıl hastası sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin biçimde saptanması' gerektiğini vurgular. Bu, akıl hastalığına ilişkin raporun, suçun sübutu yerine cezai ehliyeti etkilediği anlamına gelir. (TCK Madde 57 (1), TCK Madde 32 (1); Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/298; Yargıtay 15. Ceza Dairesi 26.05.2014, 2013/20014 E., 2014/10288 K.)