Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) akıl hastalığı nedeniyle 'ceza verilmesine yer olmadığı' kararının verilmesi için sanığın sorgusunun yapılması neden zorunludur? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu konudaki değerlendirmesini ve adil yargılanma hakkı ile ilişkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #272494

TCK Madde 32 (1) uyarınca akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış kişiye ceza verilmez, ancak güvenlik tedbiri uygulanır. Bu karar, CMK Madde 223 (3)-(a) uyarınca 'ceza verilmesine yer olmadığına' kararıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/298 sayılı kararına göre, bu tür bir kararın verilebilmesi için sanığın sorgusunun yapılması zorunludur. Bunun temel nedenleri: 1) Koruma ve tedavi tedbiri bir suç işlenmesinin neticesi olduğundan, ancak suç işleyen kimselere uygulanması gereken bir müeyyidedir. Dolayısıyla bu tedbirin uygulanması için açılan dava bir ceza muhakemesi davasıdır. Sanığın suç işlediği sabit bulunmazsa beraat kararı verilecektir. 2) TCK 57 uyarınca hükmolunan tedbirlerin sanık açısından ağır sonuçlar doğuracak olması nedeniyle, sanığa bu sonucu önlemeye yönelik savunma imkânı tanınması adil yargılanma hakkının (AİHS Madde 6, Anayasa Madde 36) bir gereğidir. 3) Hakim, bilirkişi raporunu denetleyecek ve değerlendirecek olup, duruşmadaki sorgusu sırasında sanığı bizzat görmesi, izlemesi gereklidir. Bu, savunma hakkının sınırlandırılamayacağı ilkesinin bir sonucudur. Bu nedenle, adli raporlarla akıl hastası olduğu tespit edilen sanığın sorgusu yapılmadan, müdafiinin dinlenmesiyle yetinilerek karar verilmesi savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur. (TCK Madde 57, TCK Madde 32, CMK Madde 223 (3)-(a), Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/298)