AİHM'in Taner Kılıç kararında, olağanüstü hal (OHAL) sürecinde tutukluluğun uzatılmasına ilişkin kararların duruşmasız olarak ve dosya üzerinden incelenmesi Sözleşme'nin 5 § 4 maddesi açısından nasıl değerlendirilmiştir?
AİHM, başvurucunun tutukluluğunun duruşma yapılmaksızın ve sadece dosya üzerinden incelenmesiyle ilgili şikayetini Sözleşme'nin 5 § 4 maddesi kapsamında ele almıştır. Hükümet, bu durumun OHAL sırasında alınan kısıtlayıcı tedbirlerin bir sonucu olduğunu, 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile duruşmasız incelemeye izin verildiğini savunmuştur. Mahkeme, Baş v. Türkiye kararındaki (Baş v. Türkiye, § 222) emsaline atıfta bulunarak, olağanüstü halin Türk yargı sisteminde yarattığı zorlu koşullar göz önüne alındığında, başvurucunun bazı dönemlerde hâkim karşısına çıkmamasının, kamu güvenliğinin korunması için kesinlikle gerekli olarak kabul edilebileceğine hükmetmiştir. Başvurucunun 9 Haziran 2017'deki ilk duruşmasının ardından 25 Ekim 2017'de (4 ay 16 gün) ve sonrasında 31 Ocak ve 21 Haziran 2018 tarihlerinde (sırasıyla 4 ay 20 gün ve 3 ay 6 gün aralıklarla) hâkim karşısına çıktığı belirtilmiştir. Bu sürelerin AİHM içtihadındaki (Erişen ve diğerleri v. Türkiye, Karaosmanoğlu ve Özden v. Türkiye, Gamze Uludağ v. Türkiye) daha uzun sürelerle karşılaştırıldığında, OHAL bağlamında 'kesinlikle gerekli' olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, bu şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşme'nin 35 §§ 3 (a) ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerektiği kararlaştırılmıştır. (AİHM Taner Kılıç Kararı, B. No. 208/18, §§ 81-85)