AİHM'in Taner Kılıç kararında, Sözleşme'nin 5 § 1 maddesi bağlamında 'makul şüphe' kriterinin ihlal edildiği sonucuna varılmasının temel dayanakları nelerdir? Özellikle ByLock kullanımına ilişkin değerlendirmesini detaylandırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #272476

AİHM, Taner Kılıç'ın tutukluluğunun Sözleşme'nin 5 § 1 (c) maddesi anlamında 'makul şüphe' kriterini karşılamadığına karar vermiştir. Mahkeme, tutuklamaya ve tutukluluğun devamına gerekçe gösterilen unsurları (ByLock kullanımı, Zaman gazetesi aboneliği, kız kardeşinin evliliği, çocuklarının FETÖ/PDY ile bağlantılı okullara gitmesi, Bank Asya hesabı) tek tek incelemiştir. ByLock mesajlaşma uygulamasının iddia edilen kullanımına ilişkin olarak Mahkeme, esas olarak yalnızca şifreli bir iletişim aracını indirmenin veya kullanmanın ya da herhangi bir mesaj alışverişinin özel mahiyetini koruma biçimine başvurmanın, tek başına, objektif bir gözlemciyi yasadışı veya suç teşkil eden bir faaliyet olduğuna ikna edemeyeceği sonucuna varmıştır (Akgün v. Türkiye, §§ 167-181). Kararda, başvurucunun tutuklanmasına ve tutukluluğunun devamına hükmeden kararların, söz konusu mesajlaşma uygulamasının kullanımına ilişkin, örneğin gönderilip alınan mesajların içeriği veya bağlamı gibi herhangi bir bilgi içermediği belirtilmiştir (§ 107). Ayrıca, tutuklama kararının temelini oluşturan 'analiz sonuçları' belgesinin ham bir tespit olduğu, dayanak verileri veya oluşturulma şeklini içermediği ve ulusal mahkemelerin, başvurucunun ByLock'u hiç indirmediğini veya kullanmadığını gösteren bağımsız bilirkişi raporlarını dikkate almadığı vurgulanmıştır (§ 108). Diğer unsurların (Zaman gazetesi, Bank Asya) ise tek başına makul şüpheye yol açmayan basit ve dolaylı unsurlar olduğu, kanunilik karinesinden yararlandığı ve suç teşkil etmedikleri sürece makul şüpheyi oluşturamayacağı belirtilmiştir (§ 104-105). Sonuç olarak, yerel makamlar tarafından ileri sürülen delillerin, Sözleşme'nin gerektirdiği 'makul şüphe' kriterini karşılamadığı ve dolayısıyla başvurucunun özgürlüğünden yoksun bırakılmasının düzensiz ve keyfi olduğu sonucuna varılmıştır. (AİHM Taner Kılıç Kararı, B. No. 208/18, §§ 102-109, 114-116)