AİHM Taner Kılıç kararında, yerel mahkemelerin tutukluluk kararlarında 'kaçma riski' ve 'delillerin tahrif edilmesi riski' gibi standart gerekçelere dayanmasını eleştirmiştir. AİHM'in bu tür gerekçelerin geçerli sayılması için aradığı koşullar nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #272454

AİHM, bu tür gerekçelerin geçerli sayılması için şu koşulları aramaktadır: 1) Bireyselleştirme: Gerekçeler, genel ve soyut ifadelerle değil, başvurucunun kişisel durumu, davranışları ve davanın somut koşullarıyla ilişkilendirilerek bireyselleştirilmelidir. Sadece suçun niteliğine veya 'bu tür sanıklar genellikle kaçar' gibi varsayımlara dayandırılamaz. 2) Somut Delil: İddia edilen riskin (kaçma, delil karartma) varlığına işaret eden somut olgular veya deliller ortaya konulmalıdır. Örneğin, başvurucunun yurtdışına çıkmak için hazırlık yaptığı, tanıkları etkilemeye çalıştığı gibi. 3) Süreklilik: Bu riskler, tutukluluğun her aşamasında yeniden değerlendirilmeli ve varlığını sürdürüp sürdürmediği kontrol edilmelidir. Yargılama ilerledikçe, özellikle deliller toplandıktan sonra bu riskler azalabilir veya ortadan kalkabilir. Mahkemelerin, bu gerekçeleri her incelemede kopyala-yapıştır yöntemiyle tekrarlaması, tutukluluğun keyfi hale gelmesine yol açar (§ 20, 34).